Bitmedi.
Şimdi seni aradım, dayımlardasın, ilaç saatin geldi, saat 22:00. Bana ağladığından mı burnun tıkalı, yoksa grip mi oldun diye sordun. Tabii ki grip oldum anacığım.
İçimde oturan öküzle, dönüp geçmişe bakıyorduk aslında.Belinda Apartmanı, daire 12' nin mutfağında annem yemek yapıyor. Ben kapının ağzındaki sandalyeye çıkmış, dizlerimi masaya dayayıp, duvara asılı mutfak dolabına değdirmeye çalışıyorum kafamı. Krem rengi, tahta mutfak dolapları. Anlatıyorum, annem dinliyor.
Lisedeyim. Aşık olmuşum. Ama nasıl seviyorum ve çocuğun nasıl umurunda değilim. Ağabeyim üniversiteyi bitirmiş, bir kızı seviyor ama kız kararsız. Bir akşam, ben koltuğun kenarında ağlamaklı oturuyorum, annem gelip ne oldu diyor. Başlıyorum ağlamaya. "Anne" diyorum, "Tahsin beni sevmiyormuş". Annem bana sarılıyor. O arada kapı çalıyor, ağabeyim geliyor. Gözleri kıpkırmızı. "Anne" diyor, "terk etti beni". Annem ne yapacağını şaşırıyor. Annem ikimize de sarılıp ağlıyor. Büyümüşüz ve o bizi artık bazı şeylerden koruyamıyor. Hep birlikte ağlıyoruz.
İnsan hiç bitmeyecek sanıyor bazı şeyler. Belki o yüzden, aklım almıyor senin nefes almadığın bir dünyada biz tam olarak nasıl yaşayabiliriz ki? Annemi özlüyorum dediğinde ne demek istediğini şimdi anlıyorum ve kaybettiğin aile fotoğrafları için neden bu kadar üzüldüğünü. Keşke seni bu konuda sonsuza kadar anlayamama şansım olsaydı.Gitmeyeceğini biliyorum, sessiz anlaşmalarımıza, yan yana dimdik duruşlarımıza, benzer savaşlarımıza devam edeceğiz. Benzer zaferler için, sıradan, küçük şeyler için. Ama yan yana."Anne, bu da geçecek." "Geçecek tabii be kızım!"