14 Haziran 2013 Cuma

Belki de "düş"tü

Hızlıca ellerimi geri çektim, yanlış hatırlamıyorsam tutunma demişlerdi.

12 Haziran 2013 Çarşamba

Unut geçen eski günleri, bunca yıl sonra nasılsın?

Hep aynı yerde hata yapan birinin bunun sebebini bir gün kendine izah edebiliyor olması gerekiyor. Beyin ve kalp birleşip, beden ve ruhtan özür dilesin. Yoksa bu savaşın kazananı olmayacak.

Bazı yerler var. Güvende hissederek sarıldığın adamın göğsü gibi. Her şeyin geçtiğini, artık iyi olacağını söyleyen yerler. Bu yerler genellikle mutsuzluktan ölürken keşfedilir ve sonsuza kadar tadı damağında, kokusu burnunda kalır insanın.
 
Ben şimdi öyle bir yerdeyim. Kaçacak tek deliğimdeyim. Pencerede sonsuz gece var, çünkü belediye sokak lambalarını onarıyor. Dalga sesi var, bilmediğim böceklerin çıngıraklı sesi var ve biraz iç huzurumun sesi var. Bir de manyak gibi bağıran mantığımın sesi var.
 
Hayatım; insanların hayatımın içine azar azar ederken, hep geçerli bir sebepleri olduğuna inanarak geçti. Üzmüştü belki ama kendince haklıydı. İnsandı ve insan bir gün üzdüğü insanları anlardı. Gönül alırdı. Da tüm bunlardan aslında bana neydi?

Geç kalıyor insan bazen. Kendine. 

Nalet olsun ki artık iyi biri olduğuna inanmıyorum. Ama ben iyiyim. Tenk yu çok iyiyim.

 

11 Mayıs 2013 Cumartesi

Bugün

Çöpü döktüm, faturaları ödedim, çay koydum, şimdi seni özlüyorum.

8 Mayıs 2013 Çarşamba

Ben dönüm noktasındayım, sende ne var ne yok?

Bana bir mat üzerinde saçma sapan hareketler yapmayı öğrettiler. Avuçlarıma gözlerimi diktirip dakikalarca beklettiler, dayanamadım hıçkıra hıçkıra ağladım. Anlamını bilmediğim, söylemesi komik kelimelerle şarkılar söylediler. On bir dakika boyunca bacaklarımı 90 derece açıyla tutmamı isteyip, en çok özlediğim insanın adını bağırarak söylettiler. Bırak dediler. Ben de hayatımda dokuz taş oynama dönemini geçtiğimden, bu oyundan keyif almaya karar verdim.

Ama ne çok bırak dediler, ben de en çok bırakmayı öğrendim.