Anneannemin mor menekşesi bir şekilde benim her doğum günümde çiçeklenir, doğum günümün haziran başında olmasının bununla doğrudan bir ilgisi olabilir ama ben bu konuyu biraz sihirli buluyorum.
Bir de martı ve güvercin meselelerimiz var.
Kuyulubağ sokak, Belinda Apartmanı. Çık babam çık o merdivenlerin sonunda, karşınızda daire 12. Gülümseyerek hatırladığım çocukluğum. Bir akşamüzeri, ev kararmaya başlamış, balkona doğru gidiyorum. Anneannem sırtı balkon kapısına dönük oturmuş, etraftaki çatıların üzeri silme martı, çığlık çığlığa bir sürü martı. Hava kızıl, karanlık. Anneannem beni yanına çağırıyor. Birlikte oturup martıları dinliyoruz, kızıl karanlık göğü izlerken güne veda ediyoruz. Mıh gibi aklımda.
Ve sonra buğusu kalmış gibi, yok gibi bir anı, Maçka Parkı'nda anneannemle kuşlara yem atıyoruz. Bir de fotoğrafımı çekiyor diye hatırlıyorum. Albümlerde böyle bir fotoğraf var ama çeken cidden anneannem olabilir mi, emin olamıyorum. Hatta böyle bir anımız cidden var mı bilmiyorum.
İşte bu 3 şey benim hayatımda baya bir şey ifade ediyor. Eğer menekşe zamansız açıyorsa bir şeyler çok güzel olacak diyorum, her çiçek dökmeye başladığında endişeleniyorum. Ofis camına ya da çok yakınıma bir martı konsa, anneannem geldi diyorum. Hala meydanlarda güvercinler için yem satan kadınlardan yem alıp kuşlara atıyorum, anneannemin canına değsin istiyorum.
Annemin ilk kemoterapisindeydi yanılmıyorsam, hastahane odasının camına martı konmuştu. Anneannemin, anneme güç vermek için ve her şeyin yoluna gireceğini söylemek için oraya geldiğine inanmıştım.
Şimdi salondaki mor menekşem çiçek döküyor. 1,5 hafta önce, annem için yapılabilecek bir şey kalmadığını söylediler. Beyin zarına sıçrayan tümör bize beraberinde zorlu bir süreç getirecek diye anlatıyorlar. Annem artık yürüyemiyor. Geçen hafta kuşlara yem attım ama martılardan hiç ses çıkmıyor. Dün gece uyurken kendi saçımı okşadığımı farkettim, anneanne o sen miydin? Annem bu sabah "sizi bırakıp gitmek istemiyorum" dedi, ben de gitmesini istemiyorum. Anneanne o sen miydin? Mucize var mı, yolların geri dönüşü, hayatın bir kolayı, inandığım çocukluk sihirlerinin bir anlamı var mı?
"Yazlığa gidebilirim sandım, ama gidemedim, gidebilsem geçer sandım. Güçlü olmak yetmiyormuş, her şey olacağına varıyor"
Çok sevdiğimi, çok korktuğumu, içimde adını hiç bilmediğim çok duygu olduğunu konuşarak, yazarak değil de kusarak anlatabilirim gibi sanki. Ama annem, bil ki seninle her şey kusursuzdu, senin sağlıkla yanımda olduğun daha çok yıla ihtiyacım vardı. Ben ölene kadar sana duyduğum ihtiyaç, seninle gezdiğim, güldüğüm, konuştuğum anlara duyduğum ihtiyaç hiç azalmayacak.
Seni ömrümün toplamı, sevdiğim her şeyin toplamı, hayalini kurabildiğim şeylerin büyüklüğü kadar çok seviyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder